EWI'den Fethullah Gülen Hocaefendi'ye Barış Ödülü
30.05.2011

Amerika’daki seçkin konukların katıldığı ödül gecesinde konuşan EWI Başkanı John Edwin Mroz, Gülen Hocaefendi’nin, inandığı değerleri hayata geçiren, sorumluluk sahibi, samimi bir Müslüman olduğunu belirterek, kendisinin teröre karşı net duruşunu takdir ettiklerini söyledi.


EWI Başkanı ve CEO'su Mroz, her yıl geleneksel olarak verdikleri Barış İnşa Ödülü’nü bu sene “Sayın Fethullah Gülen'e vermekten büyük onur duyuyoruz." dedi. Gecede, 2011 Yılı Barış İnşa Ödülü'nün neden Hocaefendi'ye verildiğini anlatan ve Kültürlerarası Diyalog (KADİP) ile Belgesel Ajans tarafından hazırlanan bir video gösterimi yapıldı. Videoda, eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan, eski ABD başkanlarından Bill Clinton, yine eski ABD Dışişleri bakanlarından James Baker ile Madeleine Albright'ın, Hocaefendi hakkındaki kişisel görüşlerini ifade eden sözlerine yer verildi. Hocaefendi'nin teröre karşı net tutumuyla takdir topladığı belirtilirken, Washington Post gazetesine verdiği demeçteki, "Müslüman, terörist olamaz. Terörist de Müslüman kalamaz,” sözüne de belgesel de yer verildi.


HOCAEFENDİ ADINA ÖDÜLÜ GYV BAŞKANI MUSTAFA YEŞİL ALDI


Yaklaşık 30 yıldır faaliyet gösteren EWI'nin Yönetim Kurulu üyeleri arasında bir dönem Başkan Barack Obama'nın Ulusal Güvenlik danışmanlığını yapan General James L. Jones, ve ABD Dışişleri bakanı Condoleezza Rice gibi isimler bulunuyor.


Sağlık sorunları nedeniyle ödül törenine katılamayan Hocaefendi adına ödülü Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil aldı. New York'ta düzenlenen törene yazılı bir mesaj gönderen Hocaefendi ise bu ödülü kendi adına değil, kendisini içlerinden birisi olarak adlandırdığı sayısız 'gönüllüler' adına kabul ettiğini ifade etti.


Hocaefendi, sözkonusu mesajında, gönüllüler hareketine vurgu yaparak şunları söyledi: “Sizlerin, teveccühünün bir nişanesi olarak, beni East-West Enstitüsü Barış Ödülü’ne layık görmenizden dolayı hem mahcup oldum, hem onur duydum. Fakat ben bu ödülü, kendi adıma değil; ancak, insanlığa hizmet etmekten başka hiçbir gayesi olmayan ve sadece bu maksada matuf bir araya gelen, farklı dinlere, inançlara, milletlere ve geçmişlere sahip, bu sayısız gönüllüler adına kabul edebilirim.”


DİN ADINA TERÖRE BAŞVURMAKTAN DAHA UZAK BİRŞEY OLAMAZ İSLAM’DA…


Gönüllüler hareketinde olmaktan dolayı onur duyduğunu belirten Gülen Hocaefendi, kendisini hiçbir zaman bu harekete gönül verenlerin önünde görmediğine işaret etti. Gülen, gönüllüler hareketini şöyle özetledi: “Dünyanın bir yerinde bir çocuğun açlıktan öldüğünü duyduklarında, ya da bir kız çocuğunun, uygun şartlar mevcut olmadığı için eğitim hakkının elinden alındığını duyduklarında, mesuliyet duygusudur onları harekete geçiren. Vakitleriyle, paralarıyla ve hiçbir karşılık beklemeden bu hareketi desteklemelerinin sebebi, onların özveri tutkusudur. Onlar, böylece ve azimle, son 30-40 yıldır, bu dünyayı herkesin birbirine sevgi ve anlayışla kucakladığı, barış dolu bir dünyaya çevirmek için gayret ediyorlar.”


Son 10 yılda dünya genelinde yaşanılan şiddet olayları sebebiyle toplumların birbirine karşı önyargılarının arttığına işaret eden Gülen Hocaefendi, din adına kimilerinin teröre başvurduğuna dikkat çekti. Gülen, daha sonra şöyle devam etti: “Bazıları vahşete başvurdular ve dinleri adına masum insanları öldürdüler. Din adına teröre başvurmaktan daha uzak bir şey olamaz İslam’da. Bu karanlık dönemin, arkada kaldığını ümit ediyor ve bir daha geri gelmemesi için dua ediyorum.”


ÜLKEM, ZORLU YOLCULUKTA KARARLI



Gülen Hocaefendi, kendisini ‘içlerinden birisi’ olarak ifade ettiği gönüllüler hareketinin demokrasinin varlığını sorgulamadığını belirtip, asıl meselenin mevcut demokrat yapının ihtiyaçlara cevap verip vermediği olduğunu kaydetti. Türkiye’nin son yıllarda demokrasi yolunda kat ettiği yoldan çok memnun olduğunu aktaran Gülen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün, benim kendi ülkemin, Türkiye’nin dünyanın en özgür ve demokratik ülkelerinden biri olmak yolunda önemli adımlar attığını görmekten mutluluk duyuyorum. Bir zamanlar, aslına bakarsanız çok da uzak olmayan bir geçmişte o, sivillerin iradesine saygı duyulmayan; seçilmişlerin hükümet oldukları, fakat muktedir olamadıkları; hukukun, güçlüyü koruduğu ama zayıfı korumadığı; insanların kültürel özelliklerini yaşamaktan men edildikleri ve basının ancak bu kanunsuzluğa hizmet etmek için özgür olduğu fakat onun aksayan yönlerini ifşa etmek için özgür olmadığı ülkeydi. Elbette, demokrasi bir son değil, aksine bir yolculuk. Ve benim ülkem bu zorlu yolculuğu başarmak noktasında kararlı.”


Yüzlerce seçkin davetlinin katıldığı ödül programına özellikle Amerika’nın siyaset ve dış politikasına yön veren isimlerin iştirak ettiği görüldü.